eskiler

Posted: June 28, 2013 in Uncategorized

ya çocukluğumdan beri hep böyleydim ben.. Eskileri atamama, eskileri eski adedememe problemi vardı bende hep. bu yüzden de hiç geçmişte bırakamadım hiçbir yaşanmışlığımı. hep önümde açık bavullar gibiler. yoruyor beynimi ve kalbimi bu yoğunluk.

Kaybolan Tavla Pulu

Posted: April 26, 2013 in Uncategorized

  Artık yaşlanıyorum,yaşanmış senelerin sayısından ziyade tekerrür eden yaşanmışlıkların sayısı artık böyle hissettiriyor. biraz daha açmak gerekirmi bilmiyorum; bence gerekmiyor anladınız.

kaybolan tavla pulu benzetmesi hayatımda yaşadığım bir çok beşeri ilişkiyi son derece keskin hatlarla temsil eden bir örnek. daha önceden çok kereler yazdım bu örneği; bir kere de buradan yazayım..

Tavla oynamayı sevenler bilirler. tavla sadece oyun olarak değil, daha farklı bir çok bileşeni ile bir bütün olarak sevilir. pulu, yanında içilen çayı/birası/vb., yanında içilen purosu sigarası, oynarken söylenen kafiyesi, betimlemeleri ve oyun tahtası ile PULLARI.. Tıpkı sevgili ile olan ve iki kişiyi birbirine bağlayan sonsuz sayıdaki bağ gibi..herkesin bıdı bıdı diline doladığı sadakat güven sevgi saygı vb.. Bence tavla oyunu bileşenlerinden PULLAR ile sevgili ile aarandaki GÜVEN aynı. Şimdi misal tavla oynarken bir pul eksik olursa tavla devam etmez. e kayboldu diyelim bir pulun. ne yapıyorsun? oyun yarım kalmasın (okadar emek vermişssin) diye etrafta bulduğun herhangi bir gazoz kapağını koyuyorsun o pulun yerine..  Oyun yine devam ediyor.. Lakin eskisi gibi oluyor mu?? HAYIR! peki neden? ÇÜnkü her baktığında o gazoz kapağı sana kayıp pulu hatırlatıyor. her baktığında o gazoz kapağı gözünü tırmalıyor, her baktığında sinirlerini bozuyor. İşte Güven de böyle birşey.. Bir kere kaybolduğunda, ilişki devam etsin diye denemeye çalışıyorsun. ama her aklına geldiğinde canını sıkıyor o gazoz kapağı.. Yaaa böyle işte..

 

Simgenin Nurumsu Turanlığı

2013

 

Bazı ilişkileri legalize yaşamak hayatı zorlaştırır, bazı ilişkileri legalize yaşamamak da hayatı zorlaştırır, Bazı ilişkileri her ne şartta olursa olsun zaten yaşamak zordur, bazıları ise zaten zor oldukları için yaşanır. Bazıları kısık ateşte beklettikleri için kaçarlar bu legalizasyon durumlarından, bazıları hayatlarını kolaylaştırmak için, bazıları ise zor yaşamayı sevdikleri için. Bazıları geçmişleri, verilmiş sözleri, edinilmiş mevkileri, var olan sevdikleri ve sevmedikleri için. Ve bunu umursamasanız dahi,kelimeleri zilyon kere kuşanıp, önceden çalışılmış kalıplara sokmaya çalışır bazıları.

Ve Bazılarına göre ise; Mutlaka daha önceden yaşadığı bir şeye benzemelisinizdir, mutlaka daha önceden alınmış bir sonuca doğru gideceksinizdir. Ve işin en enteresan tarafı ise, bu insanların aslında En çok yaşanılan an’ın hedebesinden gem vururlarken, daha yaşamaya başlaamadan bile ona bir son çizebiliyor olmalarıdır. Çünkü en kolayı budur. Çünkü en çok buna karşı donanımlıdırlar. Çünkü donanım onlar için çok şeydir. tek şeydir.

Sosyal ilişkilerde insanları formülize edemezsiniz. Ne amprik ne teorik. Genellemelerinizi aslında kolayı yaşamak için oluşturup bunun adına da ‘kaliteli, bilge yaşam’ başlığını atarsanız, ben de size uçan kafa atarım. koşarak omuz atarım, gözünüze parmağımı sokarım.

Kısacık atasözlerine bayılıyorum ben. Net,sade,odaklı. “BEŞER, ŞAŞAR”. İnsan evladı yanılır. hem de milyon kere milyon defa. Bu kadar çok yanıltmışken hayat sizi,ve tanık etmişken başkalarının yanılgılarına, neden niye bu azim. tanrıyı bu kadar güldürmek zaten sadece bu şekilde mümkün bence. Plan yap, tanrı gülsün. Ben de uyuyayım artık, saat geç olmuş.

Simgenin Nurumsu Turanlığı
Şubat 2011

Senelerdir yazıyorum

Posted: April 6, 2011 in Uncategorized

Evet ben ilkokuldan beri yazıyorum, 15 seneyi geçe bir süredir yani. Çok sevgili Mualla Atasaral sayesinde başlamışım yazmaya. Annemin rus pazarından aldığı, bir silgi darbesi yediği dakka parça pinçik olan aşırı kalitesiz rus defterlerinde başlamışım sevgili günlük muhabbetlerine. bir kaç sene istisnasız her sayfa”sevgili günlük, bugün kalktım kahvaltımı yaptım” diye başlamış. sonra ortaokula geçilmiş, ortaokulda haftalıklar biriktirilip kokulu ve kilitli bir günlüğe terfi edilmiş. Bi çocuğu platonik seviyomuşum, onunla dolup taşmış günlük. Taaaa ki sevgili annemin günlüğümü çaktırmadan okuduğunu öğrendiğim güne kadar. Ondan sonra artık plastik bir sebze dolabı olan kitaplığımın üzerinde bırakılmaktan, yastık içlerine, yatak diplerine sokularak saklanma ekşını başlamış günlüklerimde. Lise dönemine kadarda tüm günlüklerim kilitli olmuş. Hepsinin ilk sayfasında, günlüğümü alıp gizlice okumaya çalışan zat-ı muhterem e hitaben yazılmış bir iki satır var. Liseden sonra hiç kilitli günlük kullanmadım. liseden sonra hiç günümü yazmamışım, olayları yazmışım, örnek bir olay atmışım ortaya onunla ilgili kendi kendime sosyal mesaj vererekten iğneleyerekten , kimi zaman seneler sonraki Simge’ye, kimi zaman aileye kimi zamanda tanışlarıma yazmışım. üniversite döneminde (ki sene 2002’ye tekamul ediyor) okadar net bir çizgi varki çocukluk dönemi ile ergen dönemi geçiş ve bitiş arasında. Siyaset yazmışım, hakları yazmışım, terör yazmışım, arkadaşlık yazmışım, bazen iyi bazen kötü aile bağlarını yazmışım, tercihlerimi hedeflerimi, planlarımı yazmışım. Sonra planlarımın değişimini yazmışım. sonra plan yapmanın hayal kurmadan farkını idrak etmiş, ikisi arasındaki nasırlaştıran insani duyguyu yazmışım. Sonra okuduğum kitapları yazmışım. kitaplardaki kahramanları eleştirmişim. Hikaye yazmışım. evet evet gerçek bir hikaye yazmışım. Sonra başka amatör yazıları okumuş onları katmışım.dönem dönem geçmiş yazılarımda beğenmediklerimi yazmışım. aldanışlarımı ve aldatışlarımı yazmışım.

Şimdi içimde malesef ölen bir çok duygu ile yazıyorum. Çok daha mekanik. Çok daha duygusuz bir çok yazım. Duyguluları hep şifreli dosya yapmışım bilgisayarımda. bir çoğunun şifresini unuttum. açmaya çalıştım günlerce, ne programlar indirdim, ne kombinasyonlar denedim, bir çoğununkini bulamadım, bulduklarımda ise, garip oldum işte ya. hem öfkelendim, hem güldüm. Neden izin verdim dedim kendi kendime bunları nasırlaştırdığım için. Şimdi bir pompa arızasına yaklaştığım gibi yaklaşıyorum insan ilişkilerindeki problemlere. Yedek parça ile çöz, olmadımı bakıma gönder ( yalnız bırak) olmadımı, kapat aç içine üfle, olmadımı, at! Öğrenilmiş çaresizlik kanımla birlikte dolanıyor artık tüm bedenimde.

Bu sabah unuttum tüm bildiklerimi. ne anlattıysanız, ne yaptıysanız. hepsini unuttum. şimdi yine yazıyorum ben

Simgenin Nurumsu Turanlığı